d

 

KEMOTERAPİ


KEMOTERAPİ

Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek için anti-kanser (sitotoksik) ilaçların kullanılmasıdır. Kemoterapi, kimyasal madde (ilaç) ve tedavi kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Kemoterapi, kanser tedavisinde, tek başına veya cerrahi işlemle ve/veya radyoterapi ile birlikte uygulanabilir. Size uygulanan kemoterapinin şekli, özellikle kanserin türü, vücudun neresinden başladığı, kanser hücrelerinin tipi ve bu hücrelerin ne kadar yayıldığı gibi bir çok nedenlere bağlıdır.

Kanser, vücut hücrelerinin bir hastalığıdır. Normalde, tüm hücreler sistemli ve denetimli bir şekilde bölünür ve kendi kendilerini yenilerler. Kanserde bu olay denetim dışı kalır ve hücreler kontrolsüzce bölünerek tümör tabir edilen bir yumru oluşturur veya lösemilerde olduğu gibi çok fazla miktarda kan hücresi ürer.

Bazen kanser hücreleri tümörden ayrılarak kan dolaşımı veya lenf damarları yoluyla vücudun başka bir yerine gidebilirler. Kanser hücreleri vücudun başka bölümlerine ulaştığında orada yerleşerek yeni tümörler oluşturabilirler. Bunlara metastaz denir. Örneğin akciğer kanseri beyine ulaşarak orada yeni bir tümör oluşturabilir.

Kemoterapi ilaçları kana karışarak tüm vücuttaki kanser hücrelerine ulaşırlar ve kanser hücresinin kendi kendine bölünmesini ve yenilenmesini engelleyerek etki ederler. Böylece ilaçlardan etkilenen kanser hücreleri zarar görür ve ölürler. İlaçlar kanser hücrelerini değişik yollarla etkilerler. Eğer birkaç ilaç birden kullanılıyorsa (kombine kemoterapi), bunların her biri kendi değişik etkilerinden dolayı seçilmiştir. Ancak kemoterapi ilaçları vücuttaki normal hücreleri de etkileyebilir ve kimi zaman yan etkilere yol açabilirler. Normal hücreler kanser hücrelerinden farklı olarak süratle kendi kendilerini yenilerler ve tedavi sırasında oluşan yan etkiler tedavi bitiminde ortadan kalkar. Kemoterapi ilaçları bazı kanser tiplerinde yüksek oranlarda, bazı tiplerde düşük oranlarda etkilidir. Bu nedenle kemoterapi tedavisi kanseri küçültmek yada yok etmek, yaşamı uzatmak ve belirtileri hafifletmek amaçlı uygulanmaktadır.

Kemoterapi gören herkeste yan etkiler görülmeyebilir. Kanser tedavileri değişik insanlarda değişik reaksiyonlar gösterir ve bu reaksiyonlar tedaviden tedaviye değişir. Hemen hemen bütün yan etkilerin geçici olduklarını ve tedavi biter bitmez ortadan kalkacaklarını bilmeniz sizin için rahatlatıcı olacaktır.

Ağız, sindirim sistemi, cilt, saçlar, kemik iliği (kemiğin içindeki yeni kan hücreleri üreten madde) ve üreme hücreleri (kadın ve erkek yumurtalık hücreleri) gibi vücudunuzun belli başlı bölümleri kemoterapiden değişik düzeylerde etkilenebilir. Tedavi esnasında üzerinde önemle durmanız gereken konulardan biri de özellikle ideal kilonuzun devam ettirilmesidir. Karaciğer ve diğer sakatat çeşitleri, peynir, deniz ürünleri, çok yapraklı taze yeşil sebzeler, yoğurt, hububat, fındık ve fasulye-bakla ve bezelye gibi yiyecekler en uygunudur. Günlük olarak en az iki litre su ve sulu gıdalar almalısınız. Yorgunluk ve halsizlik en sık görülen yan etkilerden bir tanesidir. Bu durum kesinlikle hastalığın ilerlemiş olduğunun işareti değildir, kemoterapi bittikten sonra azalarak kaybolacaktır. En güzel önlem dinlenmektir. Kemoterapi öncesi ve sonrası dinlenin ve erken yatıp geç kalkın.

Kemoterapi yapılan kişiler soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı çok hassas olurlar. Bu tip hastalığı olan kişilerden uzak durun. Bu gibi hastalıklar durumunda doktorunuz önermedikçe başka ilaç almayın.

 

YAN ETKİLER

Sindirim sistemi
Bazı kemoterapi ilaçlarının sıklıkla görülen yan etkilerinden biri mide bulantısı ve bunu izleyen kusmalardır. Buna rağmen bazı hastalar kemoterapilerinde mide bulantısı ve kusmadan şikayetçi olmazlar. Kemoterapi enjeksiyonundan birkaç dakika veya birkaç saat sonra bulantı başlayabilir ve birkaç saat devam edebilir. Çok ender olarak bazı vakalarda bulantının birkaç gün devam ettiği görülmüştür. Doktorunuz bulantıyı önlemek ve iyileştirmek için bulantı önleyici bazı ilaçlar önerebilir. Tedaviden 1-2 saat önce ve tedaviden 3 saat sonrasına kadar bir şey yemeyiniz. Tedaviye başlamadan 30 dakika kadar önce içeceğiniz hafif tatlandırılmış soğuk limonata tat alma duyunuzun değişmemesini sağlar ve bulantıyı önlemeye yardımcı olur. Bulantının azalması için soğuk veya oda ısısındaki yiyecekleri tercih edin. Her gün az ve sık yiyin.Bir günlük yiyeceklerinizi az miktarda 5-6 defada alın ve yiyecekleri iyi çiğneyin. Bulantı hissi ve kemoterapiden kaynaklanan tat alma duyunuzdaki değişiklikler iştah kaybına yol açabilir. Bazı kemoterapi ilaçları sindirim sistemini etkileyerek ishal ve kabızlığa neden olabilir. İshal kemoterapiyi takiben birkaç gün takip edebilir. İshal durumunda az posalı, bol proteinli ve kalorili yiyecekleri yemelisiniz. İshal ile kaybettiğiniz sıvıyı ağızdan sıvı içerek tamamlayın. Eğer kabızlık meydana gelirse, meyve, tahıl, sebze gibi lifli yiyeceklere ağırlık vererek bol sıvı için. Her gün aynı saatlerde düzenli yemek yemeye çalışın ve her yemekte meyve suyu için veya meyve yiyin. Tuvalete gitmeden önce sıcak bir şeyin içilmesi faydalı olabilir. Kuru erik kompostosu ve sıcak içecekler bağırsak faaliyetlerini canlandıracaktır.


 

Saç ve Cilt
Saç dökülmesi kemoterapinin en sık yan etkilerinden birisi olmakla beraber, bazı kemoterapi ilaçları hiç saç dökmez veya fark edilmeyecek kadar az miktarda saç döker. Bazıları da geçici olarak, bölgesel veya tamamen saç dökülmesine yol açabilir. Saç dökülme miktarı kullanılan ilaca, dozaja ve hastanın gösterdiği bireysel reaksiyona bağlıdır. Bir kısım ilaçlarda kemoterapi başladıktan bir veya iki hafta sonra saçları dökmek yerine kırılmalara yol açar. Genelde saç dökülmesi birkaç hafta sonra görülür, çok ender olarak birkaç gün içinde de başlayabilir. Vücudunuzdaki tüyler de dökülebilir. Kemoterapi neticesinde dökülen saçlarınız tedaviniz tamamlanır tamamlanmaz tekrar çıkacaktır.

Tedavi esnasında bazı ilaçlar ender olarak deride yaygın toksik (zararlı) etkiler yapabildiği gibi ilaçların serumla verildiği durumlarda serumun gittiği damarda ve üzerindeki deride de sorunlar yaratabilir. Hatta benzer değişimler tırnaklar ve ağızda da daha ender olarak görülebilir. Eritem adı verilen derideki döküntülü kırmızılıklar genellikle ilaç uygulandıktan 30 dakika veya birkaç saat içerisinde başlar ve kısa sürede kaybolur. Bazen su çiçeği şeklinde ve içi sıvı dolu kabarcıklar da oluşabilir. Bu belirtiler genellikle iki üç haftalık sürede tümüyle kaybolur. Eğer bu kabarcıklar iltihaplanırsa doktorunuz gerekli önlemleri alacaktır. Bazı ilaçlar daha ender olarak avuç içi veya ayak tabanlarında hafif ağrılı kızarmalar yapabilir. Tedavi bittikten 5-7 gün sonra bunlar kaybolur. Tırnak dipleri, ağız içi, serumun gittiği damar üzerinde veya deride yer yer veya yaygın olarak kara lekeler oluşabilir. Genellikle kemoterapi yapılmasından 2-3 hafta sonra ortaya çıkan bu belirtiler tedavi bittikten sonra 10-12 hafta devam edebilir. Bazı ilaçlar güneş ışınlarına karşı aşırı duyarlılık ile cildinizi güneş yanığı gibi kızartabilir veya cildiniz kuruyup renk değiştirebilir. Ayrıca tırnaklarınız daha geç uzayabilir ve tırnaklarda beyaz lekeler oluşabilir.

 


Kemik iliği
Kemik iliği kemiğin içinde yer alan ve kan hücreleri üreten maddedir.Üç tip kan hücresi (alyuvar, akyuvar ve trombosit) üretir.

 

Eritrositler ( Alyuvarlar) vücutta oksijeni taşıyan hemoglobin içerirler. Eğer kandaki alyuvar sayısı düşerse hemoglobin miktarı da azalacağından kendinizi yorgun ve bitkin hissedersiniz, çünkü vücudunuzda taşınan oksijen miktarı azalır ve nefes darlığından da şikayet edebilirsiniz. Tüm bunlar anemi, yani kansızlık (kanda alyuvar ve dolayısıyla hemoglobin eksikliği) belirtileridir. Anemi, kan nakli ile başarı ile tedavi edilir. Kan naklinde verilen alyuvarlar çabucak akciğerlerden oksijen alıp vücuttaki diğer doku ve organlara dağıtırlar. Böylece yorgunluk ve bitkinlik hali ortadan kalkacak, nefes darlığı şikayetleri de sonlanacaktır. Kemoterapiniz sırasında düzenli kan testleri yapılarak kanınızdaki alyuvar sayısı izlenecek ve eğer gerekirse kan nakli yapılacaktır.

 

Lökositler (Akyuvarlar) enfeksiyonlara karşı koymak için gerekli olan vücudun savaş hücreleridir. Eğer kandaki akyuvarların sayısı düşerse enfeksiyonlara karşı duyarlığınızı artırır, çünkü mikroplara karşı koyacak yeterli akyuvar kanınızda azalmıştır. Akyuvarlar, vücudun mikroplara karşı en etkin savunma araçlarıdır. Kemoterapiniz sırasında mikroplara karşı savunmayı güçlendirmek için antibiyotik takviyesi yapılır. Tedaviniz süresince düzenli olarak yapılan kan testleri ile akyuvar sayısının düştüğü tespit edilirse kanınıza direk olarak damardan antibiyotik verilir. Bazen antibiyotik tedavisi için hastanede kalmanız da gerekebilir.

 

Trombositler kanamaları önleyip pıhtılaşmaya yardım eden kan hücreleridir. Eğer kandaki trombosit sayısı düşerse cildinizde çürük ve morluklar oluşur, ufak bir yara ve kesikten dolayı fazla miktarda kanama olabilir.  Kan testlerinde trombosit sayınızın düşük olduğu tespit edilirse trombosit nakli yapılması için bir süre hastanede kalabilirsiniz. Bu kan nakline benzer bir işlemdir. Bu nakledilen trombositler vücudun pıhtılaşma sisteminin tekrar sağlıklı çalışmasını sağlayacaktır.

Kemoterapiniz sırasında veya bittikten sonra ateşiniz normalin üzerine çıkarsa, cildinizde herhangi bir çürüme veya normalden fazla bir kanama fark ederseniz hiç vakit kaybetmeden doktorunuza müracaat edin. Kalabalık yerlerden ve enfeksiyonlu hastalıkları olan insanlardan uzak durmaya çalışın. Temizliğe çok özen gösterin. Özellikle yemeğinizi hazırlarken ellerinizi yıkayın. Mümkün olduğunca sağlıklı beslenin. Bol taze meyve, sebze ve salata yiyin. Tüm yiyeceklerinizin iyice pişirilmesine özen gösterin ve dışarıda yemek yerken dikkatli olun. Hayvanlardan enfeksiyon kapmamaya dikkat edin, özellikle dışkılarından uzak durun. Bir yerinizi keserseniz kanamayı durdurmak için kesilen bölgeye normalden daha fazla bastırmanız gerekir. Kesik gibi sebeplerle oluşan yaraya normal yaradan daha fazla tıbbi bakım gösterin. Kendinizi yorgun hissettiğinizde hemen dinlenin.

 

Ağız
Bazı kemoterapi ilaçları ağzınızı tahriş edebilir ve bazen küçük ağız yaraları oluşabilir. Eğer bu tip bir yan etki olacaksa genellikle tedaviden 5-10 gün sonra başlar ve 3-4 hafta sonra tamamen iyileşir. Ağız yaraları için gereken ağız temizliğinizi sağlamazsanız enfeksiyon kapabilir. Kemoterapide ağız yaraları sık olarak görülür, doktorunuz enfeksiyona karşı koruyucu bir tedavi önerebilir.

Bazı kemoterapi ilaçları tat alma duyunuzu değiştirebilir. Yiyeceklerin tadı size daha tuzlu, ekşi ve metalik gelebilir. Kemoterapi bitince tat alma duyunuz normale dönecektir. Düzenli olarak sabah akşam ve her yemekten sonra kesinlikle dişlerinizi fırçalayın. Yumuşak ve küçük bir fırça kullanmanız tahriş olan ağzınıza zarar vermez. Kullanıyorsanız takma dişlerinizi düzenli olarak sabah akşam ve her yemekten sonra kesinlikle ağzınızdan çıkararak temizleyin. Eğer diş macunu ağzınızı sızlatıyor veya dişlerinizi fırçalarken mideniz bulanıyorsa fırça ve macun yerine ağız gargaraları ve karbonatlı gargara (1 su bardağı ılık suda 1 çay kaşığı karbonatı karıştırarak elde edebilirsiniz) ile ağzınızı temizleyin. Her gün dişlerinizi diş ipi ile temizleyin. Dudaklarınızı vazelin veya dudak yağları ile nemlendirin. Alkol, tütün, sarımsak, soğan, sirke, sıcak ve tuzlu yiyeceklerden sakının. Bunlar ağzınızı tahriş eder. Kolay yutmanızı sağlamak için sulu yiyecekleri tercih edin. Günde en az iki litre sıvı için. Dişleriniz için tedavi ve özellikle çekim gerekiyorsa bunu kemoterapi başlamadan önce yapın.

  

 

d Muayene ve ameliyatlar için lütfen aşağıda yer alan iletişim numaralarından randevu alınız.



Ad - Soyad

Sorunuz:

s

Koşuyolu Muhittin Üstündağ
Cad. No:25    
Kadıköy 34718- İstanbul

Tel: +90 216 428 00 01
Fax: +90 216 428 00 11
Gsm: +90 532 713 80 10

e-mail: serkah@hotmail.com

 

Aktif : 2 s Toplam 32087

23/07/2014 00:16